22 Nisan 2020 Çarşamba

otüzüç ve gülümse

Geçen sene bu zamanlarda büyülü Kazdağları'nda , tüm Yunan tanrılarının nefesi ensemde, engin Ege denizi bütün derin maviliğiyle karşımda, bolca anason eşliğinde , Asos'a açılan zigzaglı yollarda rüzgarın şarkısıyla girmiştim 32 yaşıma. Köy kahvesinde oturup bir derginin sayfalarının boşluklarına karalamıştım içimden geçenleri. Umutlu olduğum söylenemezdi, derin bir uykudan uyanmış, geri kalan hayatımın ilk gününün mahmurluğunu yaşıyor gibiydim.  Bu mahmurluk içerisinde bana akan , yanımda olan sevginin de değerini bilemedim. Ama kendimi suçlamıyorum artık.

O günden bugüne çok şey değişti. Gerçekten 4 mevsimi yaşadım. Adeta Siddhartha gibiydim. Henüz onun bilgeliğine erişemesem de, dönüştüğümü hissediyorum. Bi çok şeyi kabullendim; insanlığın ortak kaderini yaşıyorum ben de. Bir yandan eşsiz bir deneyim ama bir yandan bu yollardan geçen tüm insanların yoldaşlığını da hissediyorum. Hayat yolunda yaşadıklarım bin yıllardır yaşananlar. Ama bu yıl tek istediğim şey, kendimle savaşımın bitmesi. Bu yolda ilerlediğimi biliyorum, kabullenerek.

Ben büyüyorum, değişiyorum, dönüşüyorum, kızıyorum, öfkeleniyorum, seviyorum, nefret ediyorum, siliyorum, tekrar yazıyorum, üstünü karalıyorum, başa dönüyorum, tekrar başlıyorum.

Tüm illüzyonların ötesinde, belki mutluluk da değil ama, en azından bir süreliğine kendi savaşımı bırakıp , gardımı indirip, gerçek olanın peşinde, çocuklar mutlu olsun diye, hayvanlar ölmesin diye, gölgesinde dinlenecek ağaçların, türküsünü dinleyeceğimiz derelerin varoluşu için ben de varolmak istiyorum. 33 yaşım,  iyi ki geldin.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Ahmet Hamdi Tanpınar, Orhan Pamuk, Kibir ve Ben

 Kibrim miydi bilmem, Uzun yıllar sonra Orhan Pamuk okumaya başladım, Tüm o Güney Amerika edebiyatlarından, Dostoyevskiler bittikten, Turgen...